Resesyon Nedir Ekonomiyi Nasıl Etkiler

Resesyon = Türkçe karşılığı durgunluktur,  makro ekonomik bir terimdir. Teknik anlamda bakacak olursak bir ülke ekonomisinin en az 2 çeyrekte üst üste daralma göstermesi anlamına gelir. Bir ekonominin resesyona girdiği hissedilir ancak bu ılımlı bir gerilemedir.

Bir ülke sınırları içinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam değerinin o ülke sınırlarında yaşayan insan sayısına bölünmesi yoluyla bulunan GSYİH yükseltilmelidir. Bunun için de yerli üretime ve ihracata destek verilmeli, katma değerli ve marka ürünler üretmenin önü açılmalıdır.
Nüfus artış hızı ile ekonomik büyümenin birbirini dengeleyememesi ve ekonomik büyümenin nüfus artışı hızının altında kalması sonucu da meydana gelen resesyon, son dönemlerde Türkiye’de de kamuoyunca bilinen bir ekonomik terim haline gelmeye başlamıştır.

Ekonomide resesyon olduğunu söyleyebilmek için 5 önemli verinin düşüş göstermesi gerekir bunlar.

  • Reel GSYİH – Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla
  • Kişi Başı Gelir
  • İstihdam
  • Üretim
  • Perakende Satış

 

Resesyon Neden Olur ?

Üretimin ve ihracatın azalması, ekonomik durgunluk ve tüm bunlara bağlı olarak işsizliğin artış gösterdiği durumlarda ülke ekonomileri resesyona girer. Aslında tüm sebeplerin kaynağı ülkeye sıcak para girişinin azalması, ekonomik durgunluk ya da gerilemenin yaşanmasıdır.
Tüm bunlar belirli bir süreç sonucunda ortaya çıkar. Ülkedeki toplumsal ve hukuki gelişmeler ekonominin yönünü belirler. Kamu harcamalarının gerektiği gibi kullanılamaması, iç ve dış pazarlardaki durgunluk ve dünya genelinde yaşanacak parasal krizler bir resesyona neden olabilir. Makro ekonomiler resesyon ile çok sık karşılaşmazlar ve genellikle de başladıktan sonra 6 ile 18 ay arasında devam eder.

Resesyon Neye Neden Olur ?

Resesyonun sebepleri, sonuçları ile benzerdir. Görüldüğü makro ekonomi daralır, işsizlik artar. Durgunluk olur, ülkenin para birimi yabancı paralar karşısında değer kaybeder. Dolayısıyla yurt dışından ithal edilen malların yurt içi pazardaki fiyatlarında gözle görülür bir artış yaşanır. Buna bağlı olarak enflasyon artar ve vatandaşların alım gücü azalır.  Borsa ve üretim düşer. İlerleyen dönemlerde ise konut fiyatları ve hisse fiyatları düşmeye başlar. Kısa süre içinde kamu gücüyle müdahale edilmezse tüm sonuçlar birbirine neden oluşturur ve bir döngüye girilir.

RESESYON DÖNGÜSÜNÜ özetle anlatmak gerekirse;   enflasyon artar, dolayısıyla alım gücü azalır; alım gücü azalır, dolayısıyla ekonomik durgunluk yaşanır. Ekonomik durgunluk yaşanır, dolayısıyla işsizlik artar. İşsizliğin artmasıyla kişi başı gelir azalır; Kişi başı gelirin azalmasıyla Alım gücü azalır ve satışlar düşer. Satışların Düşmesiyle üretim azalır.   

Yaşanmış Resesyon Örneği ve Sonuçları

2000’li yılların başında kendisini gösteren ve günümüzde hala etkilerini devam ettiren global resesyon aslında bu kavram için en iyi örnektir.  Amerika Birleşik devletlerinde başlayan ve global bir etkiye dönüşen bu resesyon 90’lı yıllarına buhranlı dönemlerinden kurtulmaya çalışan ekonomimiz içinse ilk yıllarda zorlayıcı olsa da ilerleyen dönemlerde göstermiş olduğumuz büyüme performansı ve özelleştirmelerle sağladığımız sıcak para girişi ile gelişmiş ülkelerde yatırım alanı bulamayan uluslar arası yatırım fonlarının ülkemize yönelmesine sebep olmuştur. 

Bu özel durum avantajlı olarak görünse de 2018 yılının 2 çeyreğinden itibaren kendisini gösteren yerel resesyon ve kurdaki aşırı dalgalanma şu an için ekonomimiz hakkında olumsuz algılar oluşmasına sebep oluyor ve özellikle borsa yatırımcılarının büyük satış dalgalarıyla finansal yatırımlarını çekmelerine sebep oluyor.

2007 Yılında amerika’da patlak veren mortgage krizi ve devamında gelen dev sigorta şirketleri olan Fannie Mae, Freddie Mac, Lehman Brothers, Bear Stearns ve AIG’nin iflas haberleri 2000’li yıllarda yaşanan krizden yeni yeni kurtulmaya başlayan amerikan ekonomisini derinden etkilemiştir. Bu dönemde konut fiyatları düşerken, gıda ve petrol fiyatları artmaya devam etmiştir. Otomotiv sektörününde bu krizlerden etkilenmesiyle Bu durumdan kurtulmak için Amerikan Federal Ekonomi Yönetimi sıkı para politikaları uygulamaya başlamış ve günümüze kadar yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir teşvik uygulamasına gitmiştir.

Kerem DEMİR